 |
Ürün Açıklaması
|
%100 Saf ve Doğal Organik Bal
|

|
|
Kapıda Ödeme |
Banka Havalesi |
Banka Havalesine %5 İndirim |
| Sertifikalı Organik Bal 850 gr. |
175 TL +KDV |
166 TL +KDV |
|
 |
|
 |
|
Ürünlerimiz Tarım Köyişleri Bakanlığının izniyle, Türk gıda kodeksine uygun olarak üretilmiştir. Ürünlerimiz İSTANBUL BAL EVİ, balcı Mustafa Toktaş güvencesindedir.
% 100 SAF ve DOĞAL SERTİFİKALI ORGANİK BAL
Erzincan Kemah Tan Köyü, Munzur Dağının 1750 Rakımlı Bölgesinden Özel Organik Sertifikalı Olarak Üretilmiştir.
Organik Balımız Tan Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Ürünüdür. Tamamen % 100 Saf ve Organik Belgelidir.
| Organik Balın Üretildiği Tan Köyü |
Kemah Kalesi'nin arkasından başlayıp yukarıya doğru Tanasur Deresinin açtığı engin vadinin başlangıcı olan Mırodu mevkisi ile Cerek Deresinin arasındaki yamaca kurulmuş köy. Öyle bir yamaç ki, tanyeri ağarıp güneş, Munzur’un Mangırot sırtlarının üzerinden doğduktan sonra ilk ışıklarıyla bu yamacı önce okşar, sonra da uzun dağ gecelerinin ayazında üşüyen köyü ısıtırmış yavaş yavaş. Bu nedenle belki de, Tan yerinin ağarmasına olan hasret ve özlemi ifade için “Tan” denmiş buraya. Köyün ilk kuruluşunda iki büyük sülale gelmiş ve 12 hane olarak yerleşmişler bu köye.Karaalioğullarının başında Ali Bey ve Karavelioğullarının başında da Veli Ağa olarak.Zaten bu malumatları da,Karavelioğullarından İbrahim’in Konağın da, Karaalioğullarından Abdullah TANUĞUR’dan alıyoruz. İşte bu Abdullah Efendi’nin söylediğine göre; köyün ilk kuruluşunda bu 12 hane arasındaki tesbit olunan “Su Nöbeti” bugün bile aynı düzen devam ediyormuş. Araziyi sulamak için Karapınar ve Tenakağur-Mark’tan olmak üzere iki ayrı yerden gelen su, çok kıymetliymiş ahali için. O nedenle, bugün dahi o düzeni değiştirsek kavga ederiz komşular arasında diyorlar.
Kemah’a 7 km olan köy, vadinin içindeki Tanasur yolundan çok daha kestirme. Köy Munzur Dağlarının haşmetli tepelerinin dibinde kurulduğundan, bir yönüyle de dağdan gelecek tehlikelere karşı bir ön karakol hükmünde ilçe için. Çağlar boyu haşmetinden birşey kaybetmeden zamana meydan okuyan Oskar Tepesi, uzaktan bakıldığında sanki bir buğday yığınını andıran Buğdayçeci (Mızılik) Tepesi ve zirvede kendine göre başı dumanlı haliyle Kezuk Sırtları. Tarih Defterlerindeki kayıtlara göre bu köy 1530 da 26, 1568 de 37 hane ve 1591 de 67 hane olup, mahsulleri buğday, arpa, darı, pamuk, bal, şıra ve bostan ürünlerinden ibaret olduğu ve bunların vergi hasılının da 1568 de 12.000 akça ve 1591 yılı için de 15.500 akça olduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca o zaman köyde 6 kıta da bağ olduğu kayıtlarda yer almaktadır. Abdullah Efendi’nin anlattığına göre eskilerde köy 90 haneymiş. O zamanlar 3 000 davar, 200 sığır ve 150 civarında at ve katır varmış. Haziran’ın 5 i oldumu sırasıyla Kaban, Kezuk, Keşgölü ve Karagöl Yayla’larına çıkarlarmış. Kasım’ın 13 de “Koçkatımından” sonra da, Dındıra, Uru ve Vaslı’daki kışlaklarına giderlermiş. Bu gidiş-gelişlerde bütün yük ve eşya at-katır sırtında taşındığı için Kemah’tan Pörhenkbaşı’na doğru çıkarlarken, o vakitler taş döşeme olan yolda at ve katırların nal sesleri ve nal şakırtısı bizim İdare-i Mahsusa Müdürü İbarahim Efendinin (ÖNER)’nin kulağında hala çınlıyormuş. Eski günlerden eser kalmayan şimdilerde, bütün köyün 100 davarı ve 40 ineği kalmış.
KAYNAK: KEMAHLILAR
|
| Munzur Efsanesi |
Efsaneye göre Munzur bir çobandır. O doğanın sesini insanın içindeki söylenmemiş duyguları bilendir. Bir bilge, bir doğa filozofudur belki de. Munzurun beyi Cemşid yiğit bir kahramandır. Ve savaşa gider. Bir gün Munzur Cemşid in hanımına giderek onun helva istediğini söyler. Cemşid’in hanımı “herhalde Munzur helva yemek istiyor” der ve helvayı yapıp Munzur’a verir. Çok kısa bir süre sonra Munzur geri döner ve helvayı beyine verdiğini söyler. Hanımın tabağı sorması üzerine ise, tabağın Cemşid’in yanında olduğunu söyler. Cemşid savaştan döndüğü zaman kendisini karşılamaya gelen halka, beni karşılamaya gelmeden önce Munzur’u ziyaret ediniz der ve elindeki tabağı gösterir. O zaman halk Munzur’un peşinden koşmaya başlar. Munzur elinde bulunan süt dolu kovası ile kaçarken süt kovası dökülür. Ve sütün döküldüğü yer bir su kaynağına dönüşür. 40 yerden su akmaya başlar. Munzur kendisini de bir kayanın içine bırakarak gözden kaybolur. Orada yaşayan insanlar için Munzur suyu kutsaldır. Çoğu zaman köylüler Munzur Suyu’nun gözelerinden süt gibi aktığını gördüklerini söylerler. Ana sütü ile bir tutulur, benzetmeler hep bu ilişki üzerinedir. Bu da Munzur’a ilişkin ikinci bir efsanenin kaynağı olmaktadır. Munzur Suyu tanrıça Anahit’in göğüslerinden akan süttür inanışa göre. Yani tarihi derinliği tanrıçalar dönemine kadar gitmektedir; vadinin, Munzur Suyu’nun. Aralarında kavga olanlar burayı ziyaret ederken mutlaka barışır, aynı ananın sütünü emmiş gibi kardeş olurlar. Sözleşmelerde, yeminlerde Munzur kutsal tanıktır, onun suyu içilerek yemin edilir, sözler bağlayıcı olur. İlk ziyarette gelen çocuklara onları hastalıklardan, kötülüklerden koruması için kayaların tam içinden çıkan Munzur Suyu içirilir. Orada kadınlar da kendilerine özgü dualar ederler. Doğaya ilk yakarıştır kadınların bu duaları. Evlenenler ilk önce burayı ziyaret eder. İnsanlar oralarda bulundukları zaman içerisinde tüm davranışlarını, sözlerini oranın kutsallığına göre ayarlar.
Kaynak: Gezi Tour/Dr Murat
|
|
|